İngiltereye geldiğimizden beri Londraya gitme fırsatı bir türlü bulamamıştık, babamızın sınavlarından önce iki günlük boşluğu fırsat bildik. Manchesterı saymazsak Erdemle ilk yurtdışı seyahatimizdi diyebiliriz. Ama Machestera geldiğimiz ilk günlerden deneyimli olarak rahat atlattık sayılır. Yolculuğumuz trenle tam iki saat sürdü. Erdemin tren, uçak, ambulans, itfaiye ve bilumum taşıtlara olan ilgisi bizi trende rahat ettirdi. Bir gece kaldık, dolu dolu iki gün geçirdik. İlk günümüzde hava kimi zaman güneşli, kimi zaman kapalı olsa da ikinci gün yağmurdan nasibimizi aldık. Manchesterdan Londraya gitmek Türkiyede Ankaradan İstanbula gitmek gibi bir şey. Ne demek istediğim anlaşılmıştır herhalde...Londra tarihi, turistleri, kalabalığı, gece hayatı, ışıkları ve tiyatroları ile capcanlı bir şehir.
"London Eye" denilen Londranın dönme dolabına bu sefer binemedik, bi dahaki sefere dedik. Onun yerine Erdemin daha çok zevk alacağını düşünerek içerisinde köpek balığı, timsah, penguen, su kaplumbağası, binbir çeşit balık ve deniz canlısının bulunduğu "Akvaryum" a girdik. Erdem kadar biz de keyif aldık, dolaşması nerdeyse 1,5-2 saatimizi aldı ama değdi diyebiliriz. Çocukla gelindiğinde gidilebilecek güzel mekanlardan.
Londra yılbaşının yaklaşıyor olması nedeni ile oldukça renkliydi... Her yerde süslenmiş agaçlar, ışıklar... Bizim de Erdemin de pek hoşuna gitti. Bir daha gelelim diyerek, bol bol yürüdüğümüz seyahatimizi sonlandırdık... Çocukla yurtdışı seyahatin gözümüzde büyüttüğümüz kadar da zor olmadığını böylece test etmiş olduk.



Eğer buralara yolunuz düşerse bekleriz Zeynep. Çocuk yüzünden hayatı çokta ertelememek gerekiyor herhalde...
YanıtlaSil