Kasım ayı geldi ama biz hala 31 nci ayımızı yazamamışız... Bu arada hayatımızda en önemli değişiklik, kurban bayramında tuvalet eğitimine başlamamız oldu. Çişi hemen hemen öğrendik sayılır ancak kakaya gelince bir aydır bizim oğlan lazımlığa veya tuvalete yapmak istemiyor...
Daha önce iki yaşını bitirdikten hemen sonra ufak bir tuvalet denememiz olmuştu, onda da çişte aynı şekilde ilerlemiş ancak diğeri sıkıntılı olunca tuvalet alışkanlığı edinmeyi 2,5 yaş ve sonrasına bırakmıştık. 6 ay önceyle tek fark fiziki kontrol ve farkındalığı daha yüksek. Ancak kakanın hala ayakta yapılacağını düşünüyor. Çeşitli alıştırma çalışmaları yapıyoruz, ama bez bağlıyım da oraya yap kısmını uygulamıyoruz. Küloduna yapıyor ve daha sonra yerinin lazımlık olduğunu gösterip bay bay kakalar diyerek tuvalete gönderiyoruz. Gece ise külot bezlerden kullanıyoruz, oğluş uyuduktan sonra giydiriyorum, sabahta gece külodumuzu çıkarılım diyerek çıkarıyoruz.
Okuduklarımdan da bildiğim kesinlikle ısrar etmemek gerektiği, çünkü ısrar günlerce kaka tutmaya neden olabileceği gibi ilerki yaşlarda daha büyük sorunlara da yol açabilirmiş. Bir iki haftalık ikna ve alıştırma turlarından sonra şimdi kendisi rahatlasın diye nasıl yapmak isterse öyle yapıyor, ki genellikle koltuğun kenarına geçip etrafındakileri göndererek rahatlıyor bizimki...
Okul psikoloğumuzla yaptığımız görüşmede özellikle erkek çocuklarda bu durumun biraz daha fazla görüldüğünü ve kesinlikle ısrar etmememiz gerektiğini söyledi. Güle güle kakalar diye de bir kitap önerdi, Erdem okumasını çok sevdi ama ne yazık ki kitabın uygulanmasına gelince pek yanaşmıyor.
Ben de oluruna bırakmış durumdayım ve sabırla bekliyorum. Tabi ki bu durum kakasını eskisine göre daha fazla tutttuğu için zaten iki yaş sendromu nedeni ile stresli olan oğluşu, biraz daha streslendirdi.
Kasımın ilk haftası babamız geldi İngiltereden, özlemişiz... Babamızın gelmesi ile okul düzenimiz de bozuldu, zaten Erdem okula çok isyerek gitmediği için babasının geldiği dönemde hiç gitmek istemedi, işin ilginci evde de kalmak istemedi, beni işe göndermek istemedi, en sonunda benim gittiğimi görünce ben de gidicem diyerek ağlana sızlana gitti okuluna. Babası uzakta olan çoçuklarda babanın özleminin yanı sıra annem de beni bırakıp gidebilir gibi bir durum olabiliyormuş, bunla alakalı olsa gerek babası geldiğinde de daha önce olmayan biçimde sürekli peşimdeydi.... Geçen hafta babasını gönderdik, çabuk gelsin artık temelli diye gün sayıyoruz... Babaannemiz de amcamızın evini yerleştirmek için İzmirden geldi onla da hasret giderdik pek bir güzel oldu.
Erdem okula başlayalı 5 ay oldu, sürekli bir şekilde ikna etme, oyuncak götürme vs. şekilde çabalarla gidiyorduk okula, ama okuldan geldiğinde neşeli, keyifli ve mutlu geliyor. Anneanne ve dedemizin evde olması da gitmek istememesinde önemli bir etken diye düşünüyorum. Bu ara okulda mevsimleri, ayları, günleri öğrendiler, günleri öğrenmeleri okula giderken işimize yaradı ve yavaş yavaş daha sorunsuz gitmeye başladık, bugün tatil mi anne sorusu üzerine işaretli takvimi kaydırarark "Annecim bak bugün perşembeymiş perşembe tatil değil dimi" diyerek ikna oluyoruz. Tatil olmadığını anladıktan sonra hangi kitabımızı götürelim anne, ben bi seçiyim diyerek odasına kitap seçmeye gidiyor.
Geçen ay Erdem beta oldu birde, okulun doktorunun isteği üzerine kendi doktorumuza gitmiştik, ama kendisi betanın bu kadar hafif geçmeyeceğini, söylemiş ancak yine de test yapmıştı. Testte beta çıkınca 7 gün boyunca agumentin kullandık. Doktorumuz solunum yoluyla kreşte geçmiş olabileceğini söyledi. Ancak, çok şükür ateşsiz atlattık...Doktorumuz betada boğazda kırmızı kırmız noktaların ya da bademciklerde iltihap şeklinde küçük küçük noktaların olduğunu ve ateş, halsizlik yaptığını söyledi.
Okuldan geldiğimizde mutlaka görmemiz gereken küçük arabalarımız ve oyun halımız. Mutlaka başına geçiyoruz yemek saatine kadar hem meyvemizi yiyoruz hem de hem arabalarla ve birbirimizle hasret gideriyoruz... Bu arada sağolsun anneannemiz yemeklerimizi hazırlıyor.
Annesi de zaman bulduğu ölçüde kitap okumaya çalışıyor, bu arada Aletha J. Solter'ın "Çocuğunuza Kulak Verin" adlı kitabı da bir çok çocuk kitabı arasında herkesin okumasında fayda olan bir kitap bence...


anladım ki bu kitabı almalıyım .
YanıtlaSilBu ahalıyı alıp almamakta kararsızım .Verimli oluyor mu?
Bizim oğlan küçük arabalarla oynamayı çok seviyor, buna benzer bir halıyı da İngilterede almıştm ama o üç boyutlu değildi, bunda yollar belirgin ben küçük boyunu aldım ve yetiyor, odaya sermiyecekseniz kaldırması toplaması kolay oluyor ve küçük arabalarımızla sadece onun üstünde oynuyoruz. Çok uzun süre oynamasını isterdim ama yine de oyunumuz belli bir süre ile kısıtlı.
YanıtlaSil