Uzak diyarlarda; tanıdık yüzlere, uzun uzun sohbet etmeye,doğru mu anladım diye düşünmeden dinlemeye hasret kalıyormuş insan... Daha iki ay oldu ama hasretliğin uzunu kısası yok herhalde. Hafta sonu üniversiteden arkadaşım Ayşegül ve eşi bizi ziyarete geldiler. İyi ki de geldiler, güzel bir iki gün geçirdik. Erdemin de çok hoşuna gitti, onlar masterlarını tamamladılar ve Türkiyeye geri dönüyorlar :))) Darısı başımıza artık.
Son on gündür buralarda hava inanılmayacak kadar güzeldi. Hiç bulutun olmadığı, sıcacık bir on gün geçirdik. Tabii 20-22 dereceye sıcak denirse. Fırsattan istifade Erdemle bol bol gezdik.
Erdemin son günlerde huysuzlukları ve tutturmaları biraz arttı. Böyle başlar herhalde iki yaş sendromu. Henüz pek sendromluk bir durum olmasada ufak krizleri sabırla atlatmaya çalışıyoruz. Neden her şey büyüdükçe zorlaşır ki!!!!
Erdemin kitap ilgisi devam ediyor, bir de legolar. Artık bir çok şeyi söyler oldu. Önümüzde emzik bırakma ve tuvalete yavaş yavaş alışmaya başlama gibi iki önemli iş var. Bakalım nasıl çözülecekler. Artık bir yerden başlamamız gerekiyor. Oğluşumla zaman hızla akıp gidiyor, İngiltereye geleli nerdeyse iki ay olacak. Bir yandan bir an önce büyütme çabaları, diğer tarafta hep küçük kalsa isteği...Hep çelişki hep çelişki...

Merhaba :) İki yaş bizim denilenin aksine şeker gibi atlattığımız bir seneydi. Çok keyifliydi. İnşallah sizin de öyle olur.,
YanıtlaSilİnşallah... Bana pek öyle olmayacak gibi geliyor ama!
YanıtlaSil