19 Ocak 2012 Perşembe

22. Ay...

Evet 22 nci ayımızın da sonuna geldik... Geçenlerde nurturiada okumuştum, çocuklar 23 üncü aya kadar bizi memnun etmek, ondan sonra da kendilerini memnun etmek isterlermiş... Ne kadar doğru bilmiyorum ama, biz bu ayımız itibari ile biraz o sürece girdik. Tatilden geldiğimizden beri inatlaşmalarımız, bir şeyi isteyip sonra aynı şeyi istememelerimiz, mızırdanmalarımız arttı... Ankarada sinyalleri başlamıştı. Çığlığımız üç dört aydır vardı, ancak uzun süren ağlamalarımız genellikle belli nedenlere bağlıydı... Şimdi tam tersi oldu, son ayda kendini iyice ifade edebilmesi ile birlikte çıglıklarımızda son bir haftadır azalma varken, inat ve nedensiz ağlamalarımızın sayısı arttı.

Bu ağlamalarımıza bir de emzik bırakma serüvenimiz eklendi. Aslında 18 inci aydan beri aklımdaydı emzikten kurtulmak, ama Türkiyeye gelcek olmamız ve orda çok sıkıntı yaşamamak adına seyahat sonrasına ertelemiştim emzik bırakma olayını. Tatilden geldik, önce biraz alışssın, alt köpek dişleri daha çıkmadı onlar da bir çıksın diye diye erteliyordum taa ki düne kadar. Öncesinde emzik bıraktırma yöntemleri ile ilgili baya bi bilgi edinmiştim. Emziği kesmek veya emziği yıpratmak suretiyle böcekler yedi demek, emziğin içine çay koyup böcek girmiş diyerek çocuğu tiksindirmek, emzik perileri masalını anlatarak camın önüne koymak ve perilerin emziği bebeklere götüreceğini bize de bir hediye getireceğini söylemek, çocuğun sevdiği bir şeyi almak için satıcıya karşılığında emziği önermek ve emziği biryerlerde unutmak, vs vs gibi...Aklıma en çok yatan aslında bir yerlerde unutma fikriydi, diğer yöntemlerin çocuğu korkutabileceğini düşünüyordum. Ama olay benim beklemediğim bir vakitte gerçekleşince biz de kendimizi duruma uydurmaya çalıştık.

Dün arkadaşlarla toplandığımızda 9 aylık bir bebek vardı, bebek emzik emmiyordu. Erdemin emziği bebeğin baya dikkatini çekti, ben de Erdeme bebeğin bile emzik emmediğini onun da kendisine yakışmadığını, artık büyüdüğünü söyledim. Bu olay etkili oldu mu emin değilim  ama her şey böyle başladı... Erdemin emziği bir miktar yıpranmıştı özellikle değiştirmemiştim, nasılsa yakında bırakacaktık, Erdem yine de yıpranmış emziği emiyordu. Dün eve dönerken arabasında emziğini istedi verdim, geri çıkardı eli ile baktı kötü olduğunu söyledi, eve gelince de vermek için uğraştık babasıyla ama almadı "kötü, kötü" diyordu. Demek ki bırakma vakti gelmişti, hazırmıydık bilmiyorum ama birden hazır oluverdik.

Bu gece Erdemin emziksiz uyuduğu ikinci gecemiz... Uykulara dalışı tabi ki zorlaştı, uykusu geldiğinde battaniyesini, tavşanı alıyor ve yanıma gelip "emmiz" diye soruyor. Ben de emziğini alabileceğini ama kötü olduğunu yine de emebileceğini söyleyerek emziği uzatıyorum, emziği alıyor ağzına götürüyor ve geri veriyor başlıyor ağlamaya...Bense kendi kararı olması için yine de ona veriyorum ama yere atıyor, bu da bizim yöntemimiz, bu yöntem de amaç bebeğin kendi isteği ile emziği çöpe atması. Sonunda bunu mu yaparız, camdan sincaplara mı atarız, yoksa sormamaya başladığında ortadan yok mu ederiz bilemiyorum, ama şimdilik isteyince emziğin yanımızda olduğunu söylüyorum..Bakalım noolcak??? Bizi neler bekliyor göreceğiz...

Oğluşum 22 inci ayı itibariyle;

- 13,5 kilo ve 89 cm. ( Türkiyede doktorumuzu ziyaret etmiştik)
- Komşu komşu hu baştan sona söylediği ilk tekerleme oldu,
- Şekilleri söylüyor, üçken, yualak, kaye,
- Cümleleri iyice artırdı,
- Her yaptığını ifade etmeye çalışıyor,
- Puzzellara ilgisi ve yapabilirliği arttı,
- Resim ve boyayla çok arası yok,
- Hamur en sevdiği aktivite,
- İtfaiye, polis arabası, ambulans en sevdiği oyun ve oyuncaklar,
- Pepee ve Cailou olmazsa olmaz cizgi filmleri,
- Kitaplara ilgisi devam ediyor, bu ara her ne kadar ben beğenmesem de en favori kitabı "Küçük Tavşan Ne Duydu?"

Emzik hikayemizin sonunu ayrıca yazarım....


1 yorum:

  1. Sagol Zeynep... Ben de bu zamana kadar oral donem diye biraz agirdan aliyodum ama zamani gelmisti. Bugun 3 uncu gun, Erdem de cok duskun degildi aslinda, daha cok uyumadan once alirdi, ama birara Mert kadardi herhalde gunduz de istemeye baslamisti ben de sadece uyurken emdigimizi soyluyodum Allahtan geri veriyordu. Eskiden de kitapla uyurduk, pijama sut kitap uclusuyle basliyoduk tabi bikac kitaptan sonra mayisiyordu ve ben yatagina goturup pis pisladiktan sonra uyuyuyordu, emzik hayatindan cikinca birbosluk oldu galiba, ben de uyku saatlerini biraz ileri cektim iki oglendir kitap okurken kucagimda uyudu, aksamlari ise eskiden yataga koyunca ve ninniyle pis pisla bir sure sonra uyuyan cocuk simdi illa kucagima gelip sarilmak istiyor. O kismi da insallah asariz... Sevgiler....

    YanıtlaSil