17 Ocak 2013 Perşembe

33. Ay...

Evet, 3 yaşımıza nerdeyse iki ay kaldı, ancak biz henüz 33 üncü aymızı yazamamışız... Ve blogda fotograf yüklemede bir sıkıntı var.  Erdemim gün geçtikçe artık bir çocuk olma yolunda ilerliyor. Aralık ayında babamız bir süreliğine burdaydı, gittkçe baba oğlu çok daha güzel oynuyorlar... Babamızın gelişini dört gözle bekliyoruz. Mart ayında ilk önce biz onun yanına gidicez ama artık bir düzen kurmamızın vakti geldi...
 


Erdemin gelişimi açısından son birkaç aydır en önemli fark, sorularındaki farklılıklar... "Nedensiz" günümüz yok. Zaten bu neden, niye olayı hep vardı da, içeriği değişti...Bazen cevap veremeyeceğim sorular soruyor. Doğru açıklama yapmam gerekiyor, çünkü sonra başka yerde aynı şeyi kullanıyor. Okula gidişimiz 2,5 yaşından ve takvim uygulamamızdan sonra eskisine göre daha rahat...Bazen kendi kendi kendine takvimi ilerletip, bugün kırmızıymış bak cumartesi anne diyip beni kandırma teşebbüsünde bulunabiliyor...
 
İki yaş sendromu aynen devam, ben yapcaktım, hayır öyle değil diyip tutturmalar, nedensiz ağlamalar. Sonu da pek yok gibi...
 
Uyku kısmı gittikçe zorlaşan konular arasına girmeye başladı, yatma saatimiz en erken 22.00. Daha erken uykusu gelmekle birlikte yatakta kendisi azıtabiliyor ve uyuması 22.30, 23.00 'ı bulabiliyor. Bu da anneyi yıpratıyor. 
 
Yemek kısmı sofrada uzun süre oturmak istememe, çabuk doyma şeklinde devam ediyor. Çorbasını içiyor, ikinci yemeğinin hepsini bitirene kadar sabredemiyor.
 
Babamız ingiltereden gelirken "Star Chart" getirdi, aslında ödüle odaklı bir uygulama olduğu için pek sağlıklı bulmuyordum ama yurt dışında o kadar yaygın ki dayanamadım, ben sipariş ettim babası getirdi.
 
Aslında ödül kısmından çok kuralların bir yerde asılı olması kısmı hoşuma gitti, olumsuz bir davranışta ama annecim kuralımız neydi diye başlıyorum... Yemek kısmında, herkes kalkarken sofradan kalkma kuralının kullanılmasında etkili olabiliyor.



Ve ilkler;

Babası burdayken birlikte gidelim diye Pembe Kurbağa çocuk tiyatrosundan bilet almıştım. Bir tanesi üç yaş altı için "Evden Kaçan Soba" diğeri de üç yaş üstü için "Hiç Yemez Prenses" böylece ilk tiyatro deneyimimizi de yaşamış olduk, hoşuna gitti, şimdiki isteğimiz de sinemaya gidip patlamış mısır yemek. O kadar süre oturabilir mi bilmiyorum ama deniycez.
 
Aralık ayında bir de aslında Aytül teyzemizin arkadaşı olan, bizim de blog arkadaşımız Mertin annesi Zeynep ve Mert ile tanıştık. Mert Erdemden üç ay küçük, çok birlikte oynamasalar da paralel paralel oynamaya çalıştılar. Ama bi daha ki buluşma firkrimiz çocuklar olmadan iki oğlan annesi daha çok sohbet ederiz, yalnız buluşalım şeklinde oldu.  
 
Erdemin kelimelere olan ilgisi devam ediyor. Ve bu konuda ne yapıcaz, nasıl bir yol izliycez henüz bilemiyorum...
 
Hastalık;
 
Babası gelmeden önce öksürüğümüz başlamıştı, kreşimizin doktoru sürekli kontrol etti ciğerlerini, geniz akınıtısını kurutmak için aktifed kullandık, olmadı, prospan adı verilen ve tamamen sarmaşık yaprağı özünden yapılmış, daha önce doktorumuzun önerdiği ve işe yaramış olan  ilacı kullandık ama bu sefer işe yaramadı, öküsürük bir türlü geçmeyince doktor artık ateşi yok ama geçirmek için en son çare antibiyotik verelim diyince başka yollardan geçirme çabalarımız hat safhaya çıktı. Bir hafta ayaklarının altına viks sürüp üstüne çorap giyidirip yatırdım ve kestane balı alıp sabahları okula giderken verdim. İnatçı öksürüğümüz yavaş yavaş azaldı. Bronşite iyi gelen kestane balı bizim de işimize yaradı. Hastalık kısmında da durum böyle...Bir de kekikli pekmez öksürüğe çok iyi gelirmiş unutmadan buraya da yazıyım...

Ve tabi ki korkularımız da artış var, gece yatarken odasında gece lambası yakmaya başladım, bazı korkularını ifade ediyor ama bazılarını söylemiyor. Gece rüya veya kabus görebiliyor.

Çok güzel ama bir o kadar da zorlu olan büyüme sürecimiz hızla devam ediyor...


1 yorum:

  1. Yok canım ya mertcim iyiydi annesi bu çocukların bence genel hali 4 yaşına kadar paylaşmayı pek bilmediklerinden çok anlayamıyorlar birlikte oynama kavramından... Biz yine arada buluşalım, rahat rahat çayımızı kahvemizi içeriz... Öpüyorum sizi...

    YanıtlaSil